George Orwell.
Kendisiyle Hayvan Çiftliği eseriyle tanışmıştım. Çok etkileyici bir kitaptı. O
kitapla ilgili yazımı başka bir zaman yayınlayacağım. Kalemini çok sevdiğimden yazarın bütün eserlerini okuma listeme eklemiştim.
Bir başka eseri 1984'ü okumaya karar verdim. Yazarın en
ünlü eseri, bir başyapıt. Distopya türünde en iyilerden biri olarak kabul
ediliyor. Ben de 1 haftada sindire sindire okudum.
Kitap yorumlayacak olursam;
1984 yılı. Bir
dünya düşünün; geçmişin sürekli değiştiği, baskıcı bir iktidar ve bunu
kabullenen insanlar. Bu distopik dünyada totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile insanlar manipüle edilmektedir. Herşeyin kontrol altında tutulduğu, konuşmalarınızın
dinlendiği, yaptıklarınızın izlendiği bir ortam. Düşünce polisi her yerde. Korku
ve iktidarın belirlediği düşmana duyulan öfkeden başka hiçbir duyguya izin
verilmiyor. Aşk, sevgi yasak. Aile bağları zayıflamış. Çocuklar annelerini,
babalarını ihbar ediyorlar. Geçmişle istenildiği gibi oynanıyor. bugün siyah
olan yarın beyaz. Aksini iddaa edemezsin, düşüncelerinden başka kanıtın yok
çünkü. İktidarda olan parti kavramına hizmet etmek tek görevleri.
Parti sloganı
şöyle :
Savaş barıştır,
özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.
Kitabın baş
kahramanı Winston da yalan bir düzenin olduğunun farkında ama elinde delil yok.
İktidar'a karşı gelmenin suçu ölüm. Winston iktidara karşı gelip Julia'ya aşık
oluyor. Gizli gizli buluşuyorlar ama elbet yakalanacaklarını biliyorlar. Hayatlarının nasıl sonuçlanacağını biliyorlar. Winston iktidarı devirmenin yollarını ararken yakalanıyorlar. Yıllarca süren
işkencelerden sonra her yalanı kabullenmek zorunda kalıyor.
1948 yılında yazıldığı halde kitapta anlatılanlar günümüzde de bize yabancı şeyler değil aslında...
Selametle.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder